Münafığın en belirgin özelliklerinden biri de, her ne kadar kendisini güçlü göstermeye çalışsa da, en küçük bir olayda dahi hemen ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmasıdır. Ancak kendisini dışarıya karşı bu şekilde tanıtmaz. Çok güçlü bir imana sahip olduğunu, her ne olursa olsun doğru yoldan sapmayacağına, her şartta Allah'ın rızasını arayacağına, her işinde Allah'a tevekkül edeceğine dair vaadler verir. Fakat tüm bunlar sadece konuşmalarında kalır; anlatıkları ile gerçek hayatta karşılaştığında verdiği tepkiler bambaşka olur. Nefsiyle ters düşen en ufak bir konuda hemen gevşeklik göstermeye başlar. Allah'ın desteğinin, yardımının, herşeyin üzerindeki kontrolünün, herşeyi hayırla yarattığının bilincinde değildir. Allah bir ayette münafıkların bu durumun şöyle açıklamaktadır:

... Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
(Muhammed Suresi, 21)

Gerçekten de, münafıklar dış görünüşleriyle müminlere çok benzemelerine rağmen, gerçek karakterleri, dine bakış açıları itibariyle inkarcılarla çok fazla ortak yöne sahiptirler. Nitekim zorluk anlarındaki tepkileri açısından da müminlerle tam zıt bir ruh hali içinde olurlar. Örneğin bir hastalık anında kolayca Allah'a isyan edip ümitlerini kesebilir ve tevekkülsüzlük edebilirler. Oysa Allah kafirlerden başkasının Allah'tan ümit kesmeyeceğini bir ayette şöyle bildirmektedir:

... Kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez.
(Yusuf Suresi, 87)

Bununla birlikte Allah bir rahmet olarak müminlerin imtihanını kolaylaştırmıştır. Fakat bu kolaylık sadece samimi iman edenler içindir. Samimiyetle Allah'a teslim olan bir Müslüman, Allah'ın yarattığı görüntülerin sürekli değişmesini ibretle, heyecanla, şükürle, tevekkülle izler. Buna karşın münafıklar için korku, tedirginlik, sabırsızlık, huzursuzluk vardır. Şeytanın yoğun olarak etkisinde olduklarından dolayı, münafıklar karşılaştıkları zorlukların kader dışında, Allah'ın rahmeti, bilgisi ve planı dışında geliştiğini zannederler. "Keşke şöyle yapmasaydım", "aksilik oldu", "şu şekilde yapmasaydım şu olmazdı" tarzında yaptıkları konuşmalardan, her olayın kaderde en hayırlı şekilde yaratıldığından gafil oldukları anlaşılır. Halbuki Allah müminler için kusursuz bir kader yaratmıştır. Her olay hikmet ve hayır üzerine yaratılmıştır ve mümine yakışan da oradaki hikmeti anlamaya çalışarak, kaderdeki planın güzelliğini görüp bilip sevinç duymasıdır.