Münafıkların bir başka önemli özelliği, yalan söylemeleridir. Allah'tan korkmadıkları için, sıkıştıkları durumlarda hemen yalana başvururlar ve böylece müminleri kandırabileceklerini sanırlar. Yalan yoluyla kendilerine verilen sorumluluklardan kaçmayı denerler. Kuran'da, Peygamberimiz (sav) döneminde düşmana karşı savunma yapmak için çağrılan münafıkların yalana başvurarak kaçmaya çalıştıklarına şöyle dikkat çekilmiştir:

İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu, Allah'ın) müminleri ayırdetmesi; münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.
(Al-i İmran Suresi, 166-167)

Görüldüğü gibi münafıklar, zorluk ve sıkıntı anlarında, müminleri terk ederek kendi çıkarlarını korumaya bakarlar. Ancak, bunu da her zamanki gibi ikiyüzlülüklerini sürdürerek, yani kendilerini haklı göstermeye çalışarak yaparlar. Elbette ki bu kaçışlarını "çıkarlarımızın zedelenmesinden korkuyoruz" diyerek yapmazlar; bunun yerine akılsızca bahaneler öne sürerek müminleri haklı olduklarına inandırmaya çalışırlar. Allah Kuran'da münafıkların bu davranışlarını şöyle haber vermiştir:

Bedevilerden (savaştan) geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.
(Fetih Suresi, 11)

... Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı."
(Ahzab Suresi, 13)

Görüldüğü gibi, münafıkların öne sürdükleri bahaneler, "savaşmayı bilmiyoruz", "evlerimizi ve ailelerimizi korumak zorundayız" gibi sözde meşru gerekçelerdir. Fakat Allah bu kimselerden "... kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı." (Al-i İmran Suresi, 167) şeklinde bahsetmektedir. Üstelik bu yalanlarını söylerken de Allah'ın adına yemin ederek bunu yaparlar. Allah Kuran'da münafıkların bu samimiyetsiz konuşmalarını şöyle bildirmektedir:

... "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diye sana Allah adına yemin edecekler...
(Tevbe Suresi, 42)

Münafıkların bu yalanlarından bahseden bir başka ayet ise şöyledir:

... kalbindekine rağmen Allah'ı şahit getirir; oysa o azılı bir düşmandır. (Bakara Suresi, 204)